O güzel gülen yüzünü ve öpülesi gamzelerini o kadar doğru tanımlıyordu ki ‘minnoş’ sözcüğü!
Daha ilk baştan ikimiz de hiç sevemedik ‘Enişte’ lafını. ‘Güniz abi’ ydi bizim favorimiz. Çünkü ben senin abin, sen de benim küçük kız kardeşim oluvermiştin.
Yeliz’ciğim, biz sana başkalarının hayata dair söyledikleri büyük lafları aktarmaya çabalarken, senden öğreneceğimiz ne çok şey varmış meğer. Sen bizlere hayatta karşılaştığımız tüm zorluklara tebessümle de cevap verilebileceğini, en basit şeylerden bile haz alınabileceğini, istersek kendi yarattığımız dünyada ‘mutlu’ olabileceğimizi ve hayatta tek gerçeğin ‘sevgi’ olduğunu gösterdin.
Şimdi ben gökyüzüne baktığımda, hep bana gülümseyen o güzel melek yüzünü görüyorum. O yumuşacık, çocuksu sesinle ‘ Merak etmeyin, ben burada yarattığım dünyada da çok mutluyum’ dercesine…
Yeliz’ciğim, ben de sana senin bize yolladığın gibi, sevgimi içine akıttığım 'pembe papatyalar' yolluyorum bu dünyadan…
Nur içinde yat!
Seni her zaman sevecek, hiçbir zaman unutmayacak ve kalbinde yaşatacak olan Güniz abin…
Guniz Engur
