Hayatta sahip olduğum tek dostumdu. Arkadaşım değil dostum. Tek sırdaşım. Gerçek dostum. Tüm hisleri gerçekti. Gülümseyişi de ağlayışı da. Yelizde sahte hiçbir duygu barınmazdı, barınamazdı asla. Dudaklarından yalan hiçbir söz dökülemezdi. Lise sıralarından beri birlikteydik biz. Dile kolay yaklaşık 13 sene oldu. Öyle çok şey var ki anlatacak. Ama anılar anlatmakla yaşanmıyor, hafızamızdaki yeri öyle derin ve belirginki zaten unutmakta mümkün değil. Çok arkadaşımız vardı lise yıllarında görüştüğümüz ikimizin de, hatta Yeliz’in daha çok vardı, ben onu kıskanırdım ben en yakın arkadaşınım diğerlerine vakit ayırma bu kadar diye. Yok İzmirdeki arkadaşları, yok penfriend’leri falan. Arkadaşları onun için hep çok önemliydi. Kimseyi ayırt etmezdi. Öyle hakkaniyetli davranırdı ki herkese. Şaşırır kalırdım. O günlerde kıskandığım bu huyunu şimdi çok takdir ediyorum. İnsan büyüdükçe anlıyor.Bir sürü seveninin olması öyle doğalki senin Yeliz. Sıkılmaz herkesin derdini dinler, saatlerce mektuplar yazar asla üşenmez.Kimsenin kalbini kırmaz. Yelizim benim, telefonlarda mektuplarda harcadığımız saatleri keşke karşı karşıya oturup harcasaydık. Tek üzüntüm bu. Birlikte daha fazla vakit geçirememiş olmamız. Bende yerin o kadar büyük ki. Kredin ise sonsuz. Hep çocuklarımız olmasını hayal ederdik, isimlerini birlikte koymayı. Bir tarih belirleyip o tarihte nerde olursak olalım buluşmayı. Hiçbirini yapamadık. Sen bu kadar erken gitmeseydin yapardık mutlaka. Keşke gitmeseydin be güzelim. Ben sensiz öyle yalnız kaldım ki. Öyle kimsesiz. Öyle çaresiz. Ama sana söz, yaşadığım her şeyi, her önemli ayrıntıyı sana yazacağım. Yine ilk olarak seninle paylaşacağım. Her zaman yaptığım gibi.
Seni çok seviyorum.
Betül Ayangil ŞİMŞEK